Tüba I. Kök Hücre Kursu ve V. Kök Hücre Sempozyumu Düzenledi

Türkiye Bilimler Akademisi Kök Hücre Çalışma Grubu, 25-26 Haziran 2010 tarihlerinde Hacettepe Üniversitesi Kültür Merkezi M ve S Salonlarında simültane TV yayını yoluyla,  “I. Kök Hücre Kursu” ve “V. Kök Hücre Sempozyumu” düzenledi. Sempozyumun bilimsel programına ABD, Almanya ve İngiltere’den kök hücre araştırmalarında ve rejeneratif tıp alanında önde gelen 5 ve ülkemizden de 12 konuşmacı katıldı.

Kök Hücre Sempozyumu’nun açış konuşmasını yapan TÜBA Başkanı Prof. Dr. Yücel Kanpolat, Akademi’nin on yedi yıllık bir geçmişe sahip olmasına rağmen ülkemizde bilimin özendirilmesi, genç bilimcilerin ödüllendirilmesi ve desteklenmesi gibi aktivitelere çok önem verdiğini belirtti. Prof. Kanpolat, yabancı konuklara, konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür ederek sempozyuma başarılar diledi.

Kurs ve sempozyuma bu yıl beklenenden çok daha fazla ilgi oldu. Kök Hücre toplantılarına  ülkemizdeki 63 üniversite, 50 devlet hastanesi ve araştırma merkezi olmak üzere toplam 103 kurumdan 667 kişi katıldı ve etkinlikler büyük bir ilgiyle izlendi.

I. Kök Hücre Kursu (25 Haziran 2010)
Prof. Dr. Emin Kansu, kök hücrelerin tanımlarını, pluripotensi  kriterlerini, kök hücre kinetiklerini, “niche” kavramını, kök hücre türleri ve biyolojik özelliklerini sundu. Prof. Dr. Işınsu Kuzu, kök hücrelerin hiyerarşik özellikleri, progenitör hücre biyolojisi ve hematopoetik kök hücreleri örnek alarak  kemik iliğinde osteoblastik ve vasküler “niche” mikroçevrelerinin hücresel ve biyolojik özelliklerini anlattı. Prof. Dr. Murat Elçin, fare ve insan embriyonik kök hücrelerinin eldesi, in vitro ve in vivo (fare) ortamlarda kültür şartları, differensiasyon özellikleri ile biyolojik önemini etraflıca sundu. Embriyonik kök hücre araştırmalarının son dört yıl içinde yapılamaması nedeniyle bu konudaki araştırmaların ülkemizde batı ülkelerine kıyasla çok geri kalmakta olduğuna dikkat çekti.
Prof. Dr. Duygu Uçkan, son yıllarda özellikle doku mühendisliği ve terapötik alanda giderek önem kazanan mezenkimal kök hücrelerinin (MKH) eldesi, in vitro kültürlerde çoğalmaları ve pasaj özellikleri ile immünolojik yönden yararlanabileceğimiz önemli avantajlarına dikkat çekti. MKH’lerin başta kıkırdak ve kas tamiri olmak üzere, pediatrik yaş grubunda depo hastalıkları, dejeneratif hastalıklar, yanıklar, kemik iliği nakli sonrası izlenen graft-versus-host hastalığında (GVHH) tedavi amaçlı uygulamaları ile rejeneratif tıp alanında gelecekteki potansiyel kullanımlarını anlattı.
Prof. Dr. Emin Kansu, vücüdumuzda her dokuya  özgül “erişkin kök hücreleri = somatik kök hücreleri (adult stem cells)” bulunduğunu ve bu hücrelerin ontogenez, morfogenez, dokuların idamesi ve  iyileşmeleri için önemli olduğunu belirtti. Erişkin kök hücrelerin dokularımızda az sayıda bulunmalarına rağmen ihtiyaç duyulduğunda  uyarılarak hücre siklusuna girdiklerini ve mikroçevredeki uyaranların etkisi altında ait oldukları dokulardaki olgun ve fonksiyonel hücrelere farklılaşma (differensiasyon) gösterdiklerini anlattı.  Akut viral hepatit sonrasında karaciğer kök hücrelerinin hepatositlere farklılaşmaları sonucunda karaciğer dokusunun 2-4 ay içinde normale dönmesini bu konuya güzel bir örnek olarak verdi. Prof. Kansu, konuşmasının son bölümünde kordon kanı kök hücrelerinin eldesi, uluslararası allojenik kordon-kanı bankalarında saklanmasının kurallarını, biyolojik –immünolojik özellikleri, kullanım avantajları ile günümüzde özellikle pediatrik benign ve malign hematojik hastalıklarda kullanımlarını ve ileride rejeneratif tıpta potansiyel uygulama alanlarını anlattı.
Kursun son konuşmasında Prof. Dr. Mutlu Arat, erişkin kök hücrelerden  klinikte en çok deneyimin olduğu Hematopoietik kök hücrelerin (HKH) otolog ve allojenik kök hücre nakillerindeki önemini kapsamlı olarak sundu. HKK nakli yapılacak hastaların seçim kriterlerini, otolog ve allojenik kök hücre uygulama teknolojilerini,hastaları nakile hazırlama rejimlerinin özelliklerini, kök hücre sayıları, hücrelerin kemik iliğine yerleşimlerinin (homing ve engraftment) tanımlarını ve nakil sonrası çıkabilecek erken ve geç devre komplikasyonları etraflıca anlattı.  Kök hücre nakillerindeki başarı ve başarısızlık kriterlerine değinerek elde edilen sağkalım ve remisyon oranlarını ulusal ve uluslararası güncel istatistiksel verilerle sundu.

V. Kök Hücre Sempozyumu (26 Haziran 2010)
Prof. Dr. James Adjaye (Berlin), insan embriyonik kök hücre araştırmalarında 2006 yılında Japonya’dan S.Yamanaka tarafından tanımlanan ve sonrasında  hızla geliştirilen yeniden programlanmış pluripotent kök hücreler”in (induced pluripotent stem cells, iPS) eldesi, moleküler biyolojisi ve genetik özelliklerini verileriyle anlattı. İnsan iPS hücrelerinin hastalıkların tedavisinde gelecekte kullanım potansiyellerini  ve araştırıcılar ile klinisyenleri  bekleyen bazı teknik ve önemli biyolojik zorluklarını belirtti. Prof. Dr. James Adjaye, fare embriyonik kök hücrelerinde izlendiği gibi iPS-hücrelerinin de in vivo deneylerde SCID/Beige immünyetmezlikli fareye verildiğinde teratom oluşumuna yol açtığına önemle dikkat çekti. Bu iPS hücrelerinin de aynı insan embriyonik kök hücrelerinde olduğu gibi uzun yıllar insanlara verilmesinin mümkün olamayacağını vurguladı.
Prof. Dr. Alexander Medvinsky (Edinburgh), hematopoietik kök hücrelerin canlılarda embriyonik/fötal yaşamdaki ontogenezini, sarı keseden sonra intra-embriyonik bölgede  AGM (Aorta-Gonad-Mesonephros) bölgesinden özellikle endotel tabakasından ne şekilde kaynaklanabileceğini fare embriyolorındaki deneysel verileri ışığında anlattı. HKH’lerin fötal yaşamda kısa süreli yönlendirilmeleri ve vasküler endotel tabakası içinden veya hücreler arasından nasıl geçebileceğine ait görüşlerini belirtti. Medvinsky, 1992 ve 1993 yılındaki yayınları ile ilk kez AGM (Aortic- ) bölgesindeki “definif hematopoietik kök hücre” tanımını ortaya atan bir bilimci olarak AGM bölgesinin definitif hematopoez‘deki yerini renkli verilerle ve güzel bir anlatımla sundu.
Prof. Dr. Ernst Holler (Regensburg), kök hücrelerin kemik iliğinden mobilizasyonu, toplanması ve alıcıya (allojenik nakil) verilmesi sonrasında kemik iliğine yerleşme (homing ve engraftment) süreçlerinde hematopoietik kök hücrelerin biyolojik özelliklerini anlattı. Bu süreçler içinde yine “kemik iliği niche” bölgelerine donörden gelen kök hücrelerin nasıl yerleştiklerini, bu hücrelerin biyolojik ve immünolojik özelliklerini belirtti.  Allojeneik kök hücre nakillerinden sonra donör lenfosit infüzyonu (DLI) yapılmasının alıcıdaki immünolojik ve hematolojik etkilerine dikkat çekti. DLI uygulamasının özellikle hematolojik malignansilerin seyrinde rölaps biyolojisine olan etkilerini ve DLI uygulamasının  GVHH  ile  immünolojik etkiler yönünden karşılaştırmasını yaparak anlattı.
Dr. Tamer Önder (Boston) normal, “uyarılmış pluripotent kök hücreler (iPS)”, özellikle kanser kök hücrelerinin tanımlarını, biyolojik ve moleküler biyolojik özelliklerini anlattı. Kanserli hastalarda hastalığın tekrarlamasında kanser kök hücrelerin önemini, çevrede bulunan ve kanser gelişiminde istenmeyen etkiler yapan “mikroçevre”nin özelliklerini belirtti.  Dr. Tamer Önder, meme kanseri modellerinde tümörlerin metastaz süreçlerinde özellikle akciğere olan yayılımlarda E-Cadherin kaybının çok önemli olduğuna, kanser kök hücrelerinin pluripotent özellikleri ile  kemoterapötik ajanlara dirençli olduklarına dikkat çekti. High-output screen teknolojileri ile bu hücrelere karşı ilaç molekülleri geliştirme çalışmalarından bahsetti. Önder, ayrıca iPS hücrelerinin eldesi, biyolojik özellikleri ve “kişiye özgül olmaları” konusunun ileride ne şeklide çözülebileceğine ait yeni bilgiler sundu.
Prof. Dr. Tayfun Özçelik (Ankara), hücre DNA’sında epigenetik değişikliklerin temel moleküler mekanizmalarını, DNA Metilasyonunu,  X-Kromozom  inaktivasyonunun moleküler basamaklarını ve fizyopatolojisini güzel ve çarpıcı örneklerle anlattı. Prof. Özçelik, kromatin yapılanmasında rol oynayan proteinlerdeki biyokimyasal değişikliklere dikkat çekti. Embriyonik kök hücrelerde XIST inaktivasyonunu belirttikten sonra özellikle otoimmün hastalıklar başta olmak üzere kompleks hastalıklarda genotip-fenotip ilişkilerinde rol oynayan faktörleri tartıştı. Prof. Özçelik, konuşmasının sonunda “mozaism kaybı”nın tanımını yaparak biyolojik süreçlerde önemini tanımladı ve kök hücrelerdeki epigenetik değişikliklerin özelliklerini belirtti.
Prof. Dr. Murat Elçin (Ankara), kök hücrelerini takip etme yöntemlerinin özelliklerini, avantajlarını ve kısıtlılıklarını kapsamlı bir şekilde sundu. Kök hücrelerin dinamik biyolojik sistemler ve süreçler olduğuna dikkat çeken Prof. Elçin, kök hücrelerinin kontrolleri, yerleşimleri ve monitorizasyonları için işaretleme yöntemlerinin çok değerli olduğunu anlattı. Prof. Elçin, bu yöntemler arasında nükleer görüntüleme grubu altında PET ve SPECT, optik görüntüleme bölümü altında Bioluminescence ve Flurorescence yöntemler, nanoteknolojide magnetik, genetik ve floresan probeların özelliklerini kapsamlı bir şekilde belirtti. Ayrıca T1 ve T2 kontrast ajanların kullanıldığı MRI tekniği ile kök hücrelerin nasıl işaretlenebileceğini kapsamlı bir şekilde sundu.
Doç. Dr. Can Akçalı (Ankara), mezenkimal kök hücrelerinin eldesi, farklılaşma özellikleri, immünosupresif etkilerini, biyolojik özellikleri ve rejeneratif tıp alanında potansiyel kullanım alanlarını anlattı. Ayrıca, MKH’lerin doku hasarı olan bölgelere göç edebilme yeteneği ve immün sistemden kaçabilme özelliklerine değindi. Toll-benzeri reseptörler (TLR)’in MKH’lerin immün düzenleyici ve doku hasarı olan bölgelere göç yetenekleri üzerinde önemli olduğuna dikkat çeken Akçalı, bu görüşlerini sıçanlarda geliştirdikleri kısmi hepatektomi modelinde karaciğer rejenerasyonu bulgularıyla birlikte tartıştı.
Sempozyumun son bölümünde dört sözel sunum yer almıştır. Dr. Tuğba Bağcı-Önder (Boston), Dr. Selçuk Sözer Tokdemir (İstanbul),  Yard. Doç. Dr. Bülend İnanç (Van) ve Prof. Dr. Erhan Pişkin (Ankara) kök hücre alanında yapmış oldukları özgün çalışmalarını sundular.

Dr. Tuğba Bağcı-Önder (Boston), “Kök Hücre Bazlı Kanser Tedavi Yöntemleri” başlıklı sunumunda laboratuvarında geliştirmiş olduğu glioblastoma multiforme beyin tümörlü fare modelinde beyine yerleştirdiği nöral kök hücrelerin beyinde kanserli hücreler üzerine olan etkilerini anlattı. Araştırmalarında, özellikle çok hızlı ve yoğun bir şekilde büyüyen ve dağılan beyin tümörlerinin yakınına yerleştirilen Nöral kök hücrelerinin (NKH) tümörlere  doğru göç  edebilme ve tümörlere  entegre olabilme özelliğine sahip olduğunu özel biyoluminesans ve fluoresans görüntüleme yöntemleriyle kanıtladığını güzel hazırlanmış  slide ve videolarla anlattı. Bu bulgularını yüksek teknolojiyle hazırlanmış videolarda nöral kök hücrelerin gliblastoma multiforme hücrelerine doğru tropismi, belirgin migrasyonu ve takiben NKH’ların tümör hücreleri üzerine olan sitolitik etkilerinin real-time görüntülerini gösterdi. Bu bulgulara bakarak, NKH’ lerinin gelecekte  tedavi amaçlı kullanımlarının önemi üzerinde durarak Dr. Tuğba Bağcı-Önder yapmakta olduğu yeni moleküler ve biyolojik araştırmalar hakkında bilgi sundu.

Dr. Selçuk Sözer Tokdemir (İstanbul), hematopoietik kök hücrelerinin miyeloproliferatif hastalıkların fizyopatolojisinde önemini konu alan araştırma bulgularını  ve JAK mutasyonlarının önemini sundu.

Yard. Doç. Dr. Bülend İnanç (Van), dental pulpa kök hücreleri kullanarak periodontal ligament yapımı konusunda yaptığı araştırmalarının bulgularını ve günümüzde rejeneratif diş hekimliği alanında  diş kök hücrelerinin potansiyel kullanımlarını güzel örneklerle anlattı.
Prof. Dr. Erhan Pişkin (Ankara), kök hücrelerinin biyomedikal mühendislik alanında kullanım alanları, uygulama konuları ile bu konularda FP-6 ve FP-7 Projelerine ülkemizden ve H.Ü. Doku Mühendisiliği Bölümü’nün katkılarıyla ilgili kapsamlı bilgi sundu. Prof. Pişkin, ayrıca kraniyal kemik defektlerinde mezenkimal kök hücreler ve doku iskeletlerinin kullanımları konulu araştırma sonuçlarını anlattı.

Her yıl kök hücre araştırmaları ve uygulamalarının önemini göz önünde tutan TÜBA Kök Hücre Çalışma Grubu, bu alanda güncel bilgileri ülkemiz bilimcileri ve genç araştırıcıları ile paylaşmayı amaçlayarak  Kök Hücre Kursu ve Kök Hücre Sempozyumu’nu her yıl düzenlemeye devam edecek. TÜBA, bu tür bilimsel toplantıların kök hücre konusuna ve bilimsel araştırmalara ilgi duyan özellikle yüksek lisans ve doktora öğrencileri başta olmak üzere genç akademisyenlere ve öğretim üyelerine  önemli bir motivasyon kaynağı olduğuna  ve bilgi aktarımı konusunda başarılı bir platform oluşturduğuna inanmaktadır. TÜBA kök hücre konusunda oluşturduğu platform ile hem gelişip hem de bir standart oluşturma amacındadır. Kurumun, çalışma grubunun birikimi ve enerjisi bu iddiayı sürdürüp geliştirebilecek  seviyededir. Sempozyumlar ve kurslara ilgi bu göstergenin kanıtıdır.

Kaynak : http://www.tuba.gov.tr

Twitter Digg Delicious Stumbleupon Technorati Facebook

One Response to “Tüba I. Kök Hücre Kursu ve V. Kök Hücre Sempozyumu Düzenledi”

  1. bugün kandil herkesin bu mubarek kandilini kutluyor en kısa zamanda bizleri sevindirecek haberleri bekliyor allah hepimizin yardımcısı olsun dualarımız hepimiz için olsun kök hücre ile ilgili inşallah en kısa zamanda iyi bir sonuç çıkar